Yazı ve fotoğraflar: David Samuel Williams – 2020/21 Mercator IPC Araştırmacısı
Türkçeye çeviren: Barış İne

 

Küresel ısınmanın ilerlemesi ile sıradışı hava olayları arasındaki içkin bağlantı açık şekilde ortada. Sanayi öncesi dönemden bu yana, yaklaşık 1°C artmış olan ortalama küresel yüzey sıcaklığı seviyeleri düşünüldüğünde, 2021 yılı yazında gerçekleşen Kanada ve Sibirya’daki sıcaklık dalgaları; Kaliforniya, Yunanistan ve İtalya’daki orman yangınları ve Almanya, Çin ve Belçika’daki seller gibi yıkıcı olaylara şahit olmak zorunda kalmak insanlara belki de çok da şaşırtıcı gelmemeli. Buna rağmen, iklim bilimi konusunda dünyanın en prestijli kurumu olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin kısa süre önce yayımladığı raporda önümüzdeki 20 yıl içinde ortalama küresel yüzey sıcaklığının 1,5°C yükseleceğini öngörmesi, daha kötü bir senaryonun gelmekte olduğunu gösteriyor olabilir.1 Bu durum büyük olasılıkla küresel ısınmanın etkilerinin daha yoğun ve sık olarak, özellikle de sıcak hava dalgaları, kuraklıklar ve seller şeklinde ortaya çıkmasına sebep olacak.

Türkiye de küresel ısınmanın bu yaz ortaya çıkan etkilerinden azade değildi. İlk olarak, deniz salyası olarak da bilinen ve kirlilik ile okyanusların ısınmasının ortak ürünü olan müsilaj, İstanbul kıyıları başta olmak üzere Marmara Denizi’nin geniş alanlarını kapladı. Bu durumu; Antalya, Mersin ve Muğla’da ortaya çıkan ve ancak ciddi oranda uluslararası yardım sonucu kontrol altına alınabilen şiddetli orman yangınları takip etti. Son olarak ise, Rize ve Kastamonu’da ağır can ve mal kaybına sebep olan bir dizi yıkıcı sel felaketi gerçekleşti.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli küresel ısınmanın kentler için oynadığı kritik rolün altını çiziyor. Bu durum kısmen, insanların yoğun şekilde kentlerde yaşamasından kaynaklanıyor. Şu anda dünyadaki nüfusun çoğunluğu kentli ve önümüzdeki 10 yıl içerisinde bu nüfusun, toplamın üçte ikisini aşması bekleniyor. İşte bu yüzden, BM-Habitat Başkan Yardımcısı Aisa Kirabo Kacyira “kentlerin ve kentsel merkezlerin insan türünün birincil yaşam alanı hâline geldiğini” belirtiyor.2

Öte yandan kentlerde yetersiz altyapılar da bulunuyor. İklim değişikliği, yeni riskler ve sorumluluklarla karşı karşıya gelen ve kent sakinlerine yönelik olarak küresel ısınmanın uzun vadeli etkilerine karşı adaptasyon ve risk önleyici stratejiler geliştirmesi gereken şehir plancıları için de yepyeni bir meydan okuma.

Geçtiğimiz 30 yıl boyunca Türkiye, kentleşme sürecini en hızlı yaşayanlardan biriydi. Bugün ise nüfusunun dörtte üçünden fazlası kalabalık kentlerde yaşayan ve ortalama nüfusu bir milyonu aşan kent sayısının kayda değer olduğu, yoğun şekilde kentleşmiş bir ülke.3 Bu anlamda Türkiye, dünyanın birçok bölgesi ile benzerlik gösteriyor.

Gaziantep’te yoğun kentsel yapılaşma (David Samuel Williams, 2021)

 

İstanbul’da yoğun yerleşim bölgesi (David Samuel Williams, 2021)

 

Öte yandan, Türkiye’yi bu diğer bölgelerden ayıran en önemli durum, küresel ısınmanın etkilerine karşı özellikle kırılgan olarak sınıflandırılması. Akdeniz’in güney kuşağında yer alan ve iklim bilimciler tarafından küresel ısınmanın odak noktası olarak tanımlanan ülke, daha şimdiden hem ortalama yüzey sıcaklıklarında artış hem de azalan yağış miktarları sonucu kurak bölgelerde yaşanan suya erişememe tehdidinin yanında yükselen ısı stresini yaşıyor.4 Diğer taraftan, zaten sel oluşumuna oldukça yatkın olan Karadeniz kıyısında, aşırı yağışların yoğunluğu ve sıklığında bir artış öngörülmekte.5,6 Avrupa’nın sahil kentlerini ele alan bir çalışmada iklim değişikliğine karşı en savunmasız kentler arasında İstanbul birinci, İzmir ise üçüncü sırada yer alıyor.7 Türkiye’de yakın zamanda gerçekleştirilen ve katılımcıların %50’sinin iklim krizinin etkilerini hissettiğini; %70’nin ise olağandışı iklim olaylarının sadece Türkiye’de değil tüm dünyada iklim değişikliğinden kaynaklandığını belirttiği bir kamuoyu yoklaması bu bulguların altını bir kez daha çizdi.8

İklim krizinin etkilerinin arttığı algısının nedenlerinden biri, geçtiğimiz on yıllar içinde yaz mevsiminde gerçekleşen sıcak hava dalgalarındaki düzenli yükseliş.9 Bu durum kendini bilhassa ısı adası etkisinin merkezleri hâline gelen Türkiye kentlerinde gösteriyor. Bu etki ise doğal toprak örtüsü olan ağaçların ve otların yerini binalar, yollar ve kaldırımlar gibi yoğun fiziki yapıların almasından kaynaklanıyor. Parkların ve yeşil alanların yokluğunda bu yapılar, güneşten gelen radyasyonu soğurarak yazın gerçekleşen sıcaklık dalgalarını 5°C’ye kadar yükseltiyor.10

 

Diyarbakır’da gün ortasındaki radyasyonu soğuran beton (David Samuel Williams, 2021)

 

Van’da yeşil alana öncelik vermede eksiklik (David Samuel Williams, 2021)

 

Küresel ısınma aynı zamanda kentsel altyapıları sellere karşı daha kırılgan hâle getiriyor.11 Okyanusların yükselen sıcaklığı, atmosferde daha fazla nem oluşumuna ve düşük fırtına hareketliliğine sebep olarak ekstrem yağış olaylarına yol açıyor.12 Bütün bunlar yüksek geçirimsizlik oranına -ki bu terim yüzeylerin asfalt ve betonla kaplanması sonucu yağmur sularının doğal filtrasyon sistemlerine geçişinin engellenmesini açıklamak amacıyla kullanılıyor- sahip kentsel altyapı ile birleştiğinde şiddetli yerel sellere yol açabilir.

 

İstanbul’da kamusal alanda üstü kapatılmış yüzey (David Samuel Williams, 2021)

 

Ankara’da yeraltındaki yol kısmında biriken yağmur suyu (David Samuel Williams, 2021)

 

Yüzey geçirimsizliği, yokuşlu kentsel alanlarda oldukça ciddi bir sorun. Ekstrem yağışlar sonucu sel suyu drenaj sistemleri aşırı yüklenen bölgelerde, eğimli yollar su akıntı güzergâhlarına dönüşerek şiddetli ve ani taşkınlara neden olabilir.

 

Artvin’de dik eğimli yollar (David Samuel Williams, 2021)

 

Küresel ısınmanın diğer etkileri arasında toprak ve çamur kaymaları da var.13 Bu durum ortalama yağış oranları yüksek ve yapılaşmanın dik yamaçlarda yer aldığı bölgelerdeki altyapıyı ciddi risk altına sokuyor.

 

Rize’nin dik yamaçlarındaki kentsel altyapı (David Samuel Williams, 2021)

 

Konutların nehirlere yakın inşa edilmesi, nehir kaynaklı taşkın riskini katlayan bir diğer yetersiz kentsel altyapı örneği.14 Nehirlerdeki su toplama alanlarının hızla dolması sonucu, önemli miktarda su nehir sınırlarını aşarak yakın mesafedeki yapılaşma üzerinde tehdit oluşturmaktadır.

 

Rize ilinde Taşlıdere’ye yakın evler (David Samuel Williams)

 

Alçak bölgelerde bulunan ve yüksek miktardaki su kütlelerine yakın kentsel yapılaşmalar da kıyı kaynaklı taşkınlara karşı oldukça kırılgandır.15 Özellikle Karadeniz bölgesinde halihazırda gözlemlendiği gibi, deniz seviyesindeki yükselme ve kıyı erozyonu, sahil şeridine yakın toplulukları tehdit edici niteliktedir.16

 

Rize’de Karadeniz’in kıyılarına yakın inşa edilmiş evler (David Samuel Williams, 2021)

 

Son olarak, bu risklerin dengesiz ve eşitsiz şekilde dağıldığını kabul etmek çok önemli. İnsanların ve toplulukların bir kısmı diğerlerine oranla küresel ısınmadan çok daha fazla etkilenecek. Özellikle nehirlere yakın taşkın yatakları ya da sarp yamaçlar gibi sıradışı hava olaylarına maruz kalan bölgelerde yaşayan insanlar; gelir, sınıf, ırk, din ya da cinsel yönelim gibi sosyoekonomik ve politik kıstaslar temelindeki ötekileştirilme sonucu buralarda yaşamaktadırlar. Bu da mekânsal adaletsizliğin başlıca biçimlerinden birini teşkil etmektedir.17

 

Trabzon’da küresel ısınmaya yönelik çeşitli kırılganlık seviyelerine sebep olan mekânsal adaletsizlik (David Samuel Williams)

 

İşte bu sebeple, Birleşmiş Milletler yakın zamanda, kendini küresel ısınmanın etkilerine karşı yeterli şekilde koruyabilecekler ile bunun için gerekli kaynaklara erişimi olmayanlar arasındaki ayrımı ifade eden ve gittikçe büyümekte olan “İklim apartheid”ı18 riskine karşı uyarıda bulundu. Şehir plancılarının adaptasyon stratejileri geliştirirken ötekileştirmeye yol açan temel sebepleri dikkate alması oldukça önem taşıyor. Ancak o zaman küresel ısınmanın etkilerine karşı en kırılgan olanlar yeterli derecede korunabilirler.

 

Kaynakça 

  1. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli AR6 Climate Change 2021: The Physical Science Basis. (2021). https://www.ipcc.ch/report/ar6/wg1/
  2. Birleşmiş Milletler. Addressing the sustainable urbanization challenge. https://www.un.org/en/chronicle/article/addressing-sustainable-urbanization-challenge
  3. Dünya Bankası. Rise of the Anatolian Tigers: Turkey Urbanization Review. (2015). https://openknowledge.worldbank.org/bitstream/handle/10986/22388/87180.pdf?sequence=5&isAllowed=y
  4. UNDP. Climate Change Adaptation Turkey. (2012). https://www.adaptation-undp.org/explore/europe-and-central-asia/turkey
  5. Sen, B., Topcu, S., Türkeş, M., Sen, B. ve Warner, J. F. Projecting climate change, drought conditions and crop productivity in Turkey. Clim. Res. 52, 175–191 (2012).
  6. Nigussie, T. A. ve Altunkaynak, A. Impacts of climate change on the trends of extreme rainfall indices and values of maximum precipitation at Olimpiyat Station, Istanbul, Turkey. Theor. Appl. Climatol. 135, 1501–1515 (2019).
  7. Abadie, L. M., de Murieta, E. S. ve Galarraga, I. Climate risk assessment under uncertainty: An application to main European coastal cities. Front. Mar. Sci. 3, 1–13 (2016).
  8. Duvar. Turkey faces serious water problem and food inflation amidst pandemic. (2021). https://www.duvarenglish.com/turkey-faces-serious-water-problem-and-food-inflation-amidst-pandemic-news-55773
  9. Kornhuber, K. ve diğerleri. Amplified Rossby waves enhance risk of concurrent heatwaves in major breadbasket regions. Nat. Clim. Chang. 10, 48–53 (2020).
  10. Climate Central. Hot Zones: Urban heat islands. (2021). https://medialibrary.climatecentral.org/uploads/general/2021_UHI_Report.pdf
  11. Kim, Y. ve diğerleri. Fail-safe and safe-to-fail adaptation: decision-making for urban flooding under climate change. Clim. Change 145, 397–412 (2017).
  12. Kahraman, A., Kendon, E. J., Chan, S. C. ve Fowler, H. J. Quasi-Stationary Intense Rainstorms Spread Across Europe Under Climate Change Geophysical Research Letters. Geophys. Res. Lett. 48, 1–11 (2021).
  13. Devkota, R. P. ve Bhattarai, U. Assessment of climate change impact on floods from a techno‐social perspective. J. Flood Risk Manag. 11, S186–S196 (2018).
  14. Eccles, R., Zhang, H. ve Hamilton, D. A review of the effects of climate change on riverine flooding in subtropical and tropical regions. J. Water Clim. Chang. 10, 687–707 (2019).
  15. Shi, L. ve Varuzzo, A. M. Surging seas, rising fiscal stress: Exploring municipal fiscal vulnerability to climate change. Cities 100, 102658 (2020).
  16. Allenbach, K. ve diğerleri. Black Sea beaches vulnerability to sea level rise. Environ. Sci. Policy 46, 95–109 (2015).
  17. Schell, C. J. ve diğerleri. The ecological and evolutionary consequences of systemic racism in urban environments. Science (80-. ). 369, 1–19 (2020).
  18. Birleşmiş Milletler. World faces ‘climate apartheid’ risk, 120 more million in poverty. (2019). https://news.un.org/en/story/2019/06/1041261