Bir havzaya başından sonuna baktığımız, toplumsal ve çevresel ihtilafları belgelediğimiz havza çalışmaları bize sorunları muhataplarından dinlediğimiz bir saha deneyimi sunuyor. 2020’de yürüttüğümüz havza çalışmasında, Küçükçekmece-Sazlıdere-Terkos havzalarının birleşiminde İstanbul’u bekleyen bir mega sorunu, Kanal İstanbul’u odağımıza aldık. 

2020’nin Haziran-Aralık ayları boyunca, toplam 2.250 km yol kat ederek yaklaşık 20 kere gittiğimiz sahada bir yandan bölge halkını, diğer yandan farklı disiplinlerden uzmanların projenin olası etkilerine dair detaylı değerlendirmelerini dinledik.

Önceki yıllarda Melet ve Çoruh havzalarında karşılaştığımız gözle görünür yıkımlardan farklı olarak Kanal İstanbul güzergahında henüz hayata geçirilmemiş bir projenin etkilerinin izini sürdük. Altyapı projelerinin yol açtığı yerinden edilme, çevre tahribatı gibi her havzada karşılaştığımız meselelerin bir kısmı burada -henüz- gerçekleşmiş değil. Fakat projenin duyurulduğu 2011’den itibaren; neden olduğu spekülasyonla, bölgedeki arazi el değiştirmeleriyle, uzayıp giden belirsizlikle burada yaşayan insanların hayatını etkilemeye başlamış.

Projenin etki alanı toplam 11 ilçeye yayılıyor. Halen tarım ve hayvancılık yapılan köyler, imar sorunlarını çözmeye çalışırken mega proje baskısı yaşayan Şahintepe ve Güvercintepe mahalleleri ile İstanbul’un depreme karşı en kırılgan ilçelerinden Küçükçekmece ve Avcılar proje güzergahında yer alıyor. 

İstanbul’da yaklaşık 8 milyon nüfusun yaşadığı bir alanı adaya dönüştürmesi planlanan projenin, geçeceği bölgeye 1,2 milyon yeni nüfus çekeceği öngörülüyor. Uzmanlar su yolunun yapımından vazgeçilse dahi, bölgede planlanan yapılaşmanın İstanbul’da korkunç bir ekolojik tahribata neden olacağında hemfikir. Büyük mekânsal dönüşümlerin planlandığı coğrafyada yaşayanların en belirgin kaygıları yerinden edilme, belirsizlik ve bilgi eksikliği. 

Kanal İstanbul ve beraberinde planlanan yeni şehir Küçükçekmece, Sazlıbosna ve Terkos su havzaları, deniz, kıyı, orman, tarım alanları, meralar ile tarihi ve kültürel mirası etkileyecek. Uzmanlar projenin, yapılaşmanın yol açacağı sorunlar, su kaynaklarının, ormanların ve tarım alanlarının yok edilmesi, ekosistem tahribatı, kıyı dolgusu ve hafriyatın halk sağlığına etkileri gibi geri dönüşü mümkün olmayacak etkiler düşünülmeden hazırlandığını söylüyor.

Son günlerde müsilaj sorunuyla gündeme gelen Marmara Denizi, yalnızca ekonomik fayda gözetilerek hayata geçirilen altyapı projelerinin ekosisteme yönelttiği tehdidin çarpıcı bir örneği. Sahada bize eşlik eden uzmanların katkılarıyla, çok daha büyük ölçekte bir yıkım getireceği öngörülen Kanal İstanbul’u ele alan bir video hazırladık. 

“Bir Yıkımın İnşası” videosu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Enerji ve İklim Müzesi’ne dönüştürdüğü Hasanpaşa Gazhanesi’nde, Serkan Taycan’ın “İki Deniz Arasında” sergisi kapsamında görülebilir.