ofisin bulunduğu handaki merdivenleri göseren bir fotoğraf. Aşağıya doğru inerken solda trabzan var, sağda yeşil renkli duvar. merdivenler mermerden ve dönerek iniyor.

Bu kendimize sürekli sorduğumuz bir soru. Herkes için erişilebilirlik adına biz ne yapıyoruz?

Sakatlık çalışmalarıyla kurulduğumuz yıllarda ilgilenmeye başladık. MAD’ın ilk projelerinden olan beyond.istanbul yayınlarının ilkini Mekânda Adalet ve Sakatlık başlığıyla hazırlamaya karar verdik. Bu ilk yayın, sakatlık çalışmalarına dair yeni şeyler öğrendiğimiz, aynı zamanda erişilebilirliği yeniden tartıştığımız bir süreci beraberinde getirdi.

Mesela sakat ve engelli tanımlarının aynı olmadığını, bugüne kadar bir aşağılama sözcüğü olarak tınlayan sakat sözcüğünün, hak temelli mücadele tarafından sahiplenilerek engelleyen düzeni işaret etmek için kullanıldığını anladık. Erişilebilirliğin ise “normal”lere göre tasarlanmış bir dünyada “istisna” olduğu kabul edilen sakatların yaşamını “kolaylaştırmak” adına sonradan iliştirilmiş çözümler yaratmak olmadığını; gerçekten kapsayıcı olmayı ve öznelerin sözünün duyulması demek olduğunu kavradık.

İlk yayını birlikte ürettiğimiz aktivistler ve akademisyenler daimi danışmanlarımız hâline geldiler. Onların katkılarıyla “MAD’ın üretimlerini nasıl erişilebilir kılarız?” sorusuna çözümler bulmaya çalıştık. İlk sayının konusunun sakatlık olması, üretimlerimizin erişilebilir kılınması için de teşvik edici oldu. Gelgelelim dernek ofisimiz yıllardır çalışmayan bir asansörü bulunan, tuvaleti erişilebilir olmayan tarihi bir handa yer alıyordu. Yani erişilebilirlik çabalarımızın ardında birçok çelişki bulunuyordu. Yine de bütün bu çelişkilerin farkında olarak birçok deneme yanılmayla, yavaş da olsa yürütmeye devam ettiğimiz bir süreçten bahsediyoruz.

Dernek ofisinin bulunduğu hanın dışarıdan görüntüsüne dair bir el çizimi.

Ömer Abed Han. Çizim: Öncül Kırlangıç

Derneğin ilk erişilebilir ürünü “Mekânda Adalet ve Sakatlık” sayısı oldu. Bu sayıda yer alan yazılar Sesimiz Kitap ekibinin desteğiyle seslendirildi. Nitekim seslendirme, bizim uzmanlık alanımız olmayan, sürekli dışarıdan destek almaya muhtaç olduğumuz bir faaliyetti. Diğer yandan da yazarlarımızdan Çağrı Doğan, kör bireylerin yazıları dinleyebilmesi için özel bir çabaya ihtiyaç olmaması gerektiğini, bu konuda teknolojinin nimetlerinden faydalanabileceğimizi söyledi. Böylelikle yayının PDF’sini Adobe’un programıyla erişilebilir kılarak yaygınlaştırma kararı aldık. Fakat bizim gibi görsel üretime önem veren bir derneğin yayınlarında bulunan bolca görsel malzemenin betimlenmesi, altından kalmakta zorlandığımız bir iş oldu. Her yayının erişilebilir PDF’sinin basılı yayınla eşzamanlı üretilememesi sorununu bu sebeple hâlâ yaşıyoruz.

Derginin arka kapağında, kabartmalı olarak yerleştirdiğimiz bir karekod ve Braille alfabesiyle yazdığımız “karekodu okutarak erişilebilir malzemeye ulaşabilirsiniz” yönlendirmesi bulunuyor. Tabii bütün bu erişilebilirlik çabasının, teknoloji bilgisi bulunan, Braille alfabesini tanıyan, bilgisayara ve bilgisayar programlarına ekonomik olarak erişebilen bireylere ulaşarak sınırlı bir kitleye hitap ettiği endişesi de aklımızın bir köşesinde duruyor.

Dergiyi tutan bir çift el arka kapakta bulunan braille alfabesini okumaya çalışıyor.

Dergiyi erişilebilir kılmıştık ama her yıl düzenlediğimiz #MADakademi Buluşmaları’nın etkinlikleri dernek ofisimizde gerçekleşiyordu. Herkesin ilgiyle takip ettiği etkinlikleri erişilebilir olmayan bir mekânda düzenlemek bir çelişkiydi. Etkinlikleri kayda alıp birkaç gün sonra Youtube sayfamızda yayınlıyorduk, en azından mekânda bulunamayanlar için etkinliği erişilebilir kılıyorduk fakat bu sefer de videolarda bulunması gereken altyazıları üretmenin yolunu bulamıyorduk.

Pandemi sebebiyle etkinlikleri Webinarjam aracılığıyla düzenlemeye başladığımızda herkesin aynı anda izleyebilmesini mümkün kılmayı atlamıştık. İşaret dili tercümesi gerekiyordu ama bu ihtiyacı maalesef Salgında Adalet ve Sakatlık webinarında fark edilene kadar konuyla ilgili adım atmamıştık. Bunun ardında “tercümeyi karşılayabilecek ekonomik kaynakların bulunmadığı”ndan “neden bu kaynağı yaratmıyoruz?”a uzanan tartışmalar bulunuyor. Bunları aştık; şimdi sevgili Esin Güney’in emeğiyle her etkinliğimizi işaret dili tercümesiyle düzenleyebiliyoruz.

Webinar programını gösteren bir ekran görüntüsü. Ekranın solunda dört pencerede konuşmacılar yer alıyor. Sağda işaret dili tercümanı bulunuyor.

Ofisimizi değiştirme imkânı bulduğumuzda ise yeni binanın erişilebilir olması önemli bir kriterdi bizim için. İç mekânın erişilebilirliği konusunda sevgili İdil Seda Ak’tan destek aldık. Binanın nasıl daha kapsayıcı bir mekâna dönüşebileceği üzerine birçok uzmanla görüşmelerimiz devam ediyor.

Hâlâ herkes için erişilebilirliğin ne demek olduğunu, nasıl hayata geçirilebileceğini, daha kapsayıcı mekânları yaratmanın imkânını araştırmaktayız. MAD üretimlerinin erişilebilirliği bu kapsamda attığımız bir adım sadece. Eksiklerimizin farklında olarak, bunları gidermenin yollarını arayarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İlerleyen dönemde de sadece erişilebilirlik üzerine bilgi üreterek değil aynı zamanda üretimlerimizi ve faaliyetlerimizi herkes için erişilebilir kılarak sözlerimizin altını doldurmayı hedefliyoruz.