Aliağa Çevre Platformu’nun (ALÇEP) bileşenlerinden Ayfer Yıldırım, Gül Ekici ve Özgül Çağlar ile sanayileşmenin Aliağa’ya etkisini, Aliağa’nın kirlenen doğasını, dayatılan çaresizliği, ALÇEP’in haklı mücadelesini ve taleplerini konuştuk.

Söyleşi: Öncül Kırlangıç, Volkan Işıl

 

Aliağa nasıl bir yer?

Gül Ekici: Aliağa, 1960’ların öncesinde bir sahil kasabasıydı. Balıkçılık ve tarımla uğraşan bir kasabayken 1960’lardan itibaren sanayi bölgesine dönüştü. Süreç rafineriyle başladı ve o zamandan beri durmaksızın sanayileşmeyle iç içeyiz. LPG dolum tesisleri, hurda ayrıştırma tesisleri, gemi söküm tesislerinin ardı arkası kesilmedi ve 100 bin nüfuslu, devamlı göç alan, kentleşmeyle beraber her tarafı, dokusu bozulan bir şehre dönüştü. 2016 yılından beri verilen ÇED olumlu kararlarıyla da sanayileşmenin devamı, sürekliliği sağlandı. 

Özgül Çağlar: 2011’den beri Aliağa’da yaşıyorum. Aliağa gerçekten çok güzel bir yer. Denize girme imkânımız var. Çocuklarım burada okula devam ediyor. Fakat bir yandan da çevre kirliliğiyle baş başayız. TÜPRAŞ ve PETKİM rafinerileri burada, hemen arka tarafımız gemi söküm tesisleriyle dolu. Tepelere baktığımızda her tarafta taş ocakları var. 

Ayfer Yıldırım: Gerçekten ölüyoruz. Bilerek ve bilmeyerek intihar ediyoruz aslında. Evet, Aliağa çok göç almış, kozmopolit bir yer. İnsanlar iş için, aş için bu memlekete gelmiş. Bilerek ya da bilmeyerek ölüyoruz. Aslında intihar ediyoruz burada durarak, çaresizlikten kaynaklı. Dayatılmış çaresizlik bir nevi. Şu anda bu konuşmayı yaparken bile ağzınızın içindeki acılığı hissedebilirsiniz. İliklerimize kadar zehirle doluyuz zaten. Bu söküme gelecek olan gemiyi kaldıracak gücümüz yok. 

 

“Şu anda bu konuşmayı yaparken bile ağzınızın içindeki acılığı hissedebilirsiniz.”

 

Nedir bu gemi meselesi?

Özgül Çağlar: Aliağa’ya Sao Paulo isimli bir uçak gemisi gelecek. 1960 yapımı, 265 metre boyunda, 32.800 ton ağırlığındaki bu büyük geminin içinde 760 ton asbest olduğu söyleniyor; ayrıca 450 ton asbeste bulaşmış malzeme var. Asbest bir mineral, 1960’lardan 1990’lara kadar gemilerde ve evlerde yalıtım malzemesi olarak kullanılmış bir malzeme. Türkiye’de asbest kullanımı 2010’da yasaklandı. Gemide başka neler bulunuyor? Ağır metaller. Bu ağır metaller çocuklarda öğrenme bozukluklarına, hamilelerde ölü doğuma, bebeklerde gelişme geriliğine yol açıyor. Gemide ağır yağlar da var. Biliyorsunuz, şu anda Marmara Denizi’nde müsilaj problemi var. Aynısı Aliağa’da da olabilir, çünkü bu gemilerde bulunan hidrokarbonlar denize salındığında denizdeki yaşamın ilk önce artmasına, daha sonra oksijen tükeneceği için müsilaja neden olabilir. Gemi söküm tesisleri kuşbakışı görüntülense, buralarda müsilajın başladığı çok net bir şekilde görülebilir. Söküme gelen gemilerde başka neler var? PVC kablolar var. Bunların yakılmasıyla dioksin adı verilen ölümcül gazlar açığa çıkıyor. Birçoğu birinci derecede kanser yapıcı maddeler. 

Dünyada gemi söküm faaliyeti ağırlıklı olarak Pakistan, Hindistan, Bangladeş ve Türkiye gibi ülkelerde yapılıyor. Bu ülkelerde yapılmasının sebebi ucuz iş gücü. Gerçekten de burada, gemi sökümde çalışan işçimizin iş güvenliği yok. Bu işçiler açlık, işsizlik tehdidiyle karşı karşıya. Asbest söküm tesislerinde iş kıyafetinin günlük değiştirilmesi gerekirken işçiler kıyafetlerini yıkayarak kullanıyor. Gerekli özel maskeler temin edilmiyor. Ayrılmış olması gereken karantina bölgeleri yok. Burada her gün, iki günde bir, bir işçi ölümü ile karşı karşıyayız.

Gül Ekici: Buradaki tesislerde işçilerin güvenliğini sağlamak, iş kazalarını engellemek için önlem alınmıyor. Bir iş kazası yaşandığında hastaneye ulaşmak için 60-70 kilometre öteye gidiyorlar. 

 

“Aliağa’nın sağlık bilançosu korkunç. Her dört kişiden biri kanser. Aliağa’da tedavi göremedikleri için İzmir’e, daha uzak yerlere gidip tedavi görüyorlar, bu yüzden net bir bilgimiz de yok.”

 

Aliağa’da hava kirliliği hissedilir seviyede mi? Düzenli kirlilik ölçümü yapılıyor mu? Ne gibi sonuçlar var? 

Gül Ekici: 2016’dan beri buradaki hava ölçüm cihazlarından hava kirliliğiyle ilgili hiçbir bilgi alınamıyor. Yeni yapılan konutlarla kentin dokusu değişti. O kadar çok yeşil alan imara açıldı ki, nefes alacak yerimiz kalmadı. Öbek öbek küçük parklarla insanlara yaşam alanı sunduklarını zannediyorlar. Oysa burada insan hayatına, havasına, nefesine yapılmış bir saldırı, tamamıyla bir rant söz konusu. Bununla ilgili birçok çalışma yapıyoruz ama hep İzmir yerelinde, Aliağa yerelinde kaldığı için sesimizi duyurmakta zorlanıyoruz.

Özgül Çağlar: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın sitesinden su ve hava kirliliği sonuçlarına baktığımızda hep eski tarihli, temiz görünen sonuçlarla karşılaşıyoruz. Oysa tarafsız şirketlerin yaptığı su ölçüm sonuçlarında ağır metallerin bulunduğunu, hava ölçüm sonuçlarında partikül maddenin olması gerekenden 25 kat fazla olduğunu biliyoruz. Bu sonuçları dikkate almasak bile, Aliağa’da her dört kişiden birinin, gemi sökümünün yapıldığı Horozgediği bölgesinde iki kişiden birinin kanser olduğunu biliyoruz. 

Ayfer Yıldırım: Biz ölüyoruz. İmdat diyoruz. Nefes alamıyoruz şu anda. Evlerimizi, oturduğumuz mekanları havalandırmak için camlarımızı açıyoruz. Havalanma yerine aksine sanki tüp gazı açmışsın. Zehrin içerisinde. Ağzımız kuruyor, dilimiz damağımız kuruyor. Aliağa’nın sağlık bilançosu korkunç. Her dört kişiden biri kanser. Aliağa’da tedavi göremedikleri için İzmir’e, daha uzak yerlere gidip tedavi görüyorlar, bu yüzden net bir bilgimiz de yok.

 

Gemi sökümüne dair mücadele ne zaman başladı? Buradaki tetikleyici unsur neydi? 

Gül Ekici: Tetikleyici unsur, asbestin geliş haberini maalesef Aliağa yerelinde alamamış olmamız. Bu da bizim eksikliğimiz, yerelde çalışmaya fazla odaklanmışız. Asbest Söküm Uzmanları Derneği’yle (ASUD) yürüttüğümüz diyalog sonucu durumdan haberdar olduk, birlikte bir toplantı yaptık. ALÇEP’in tüm bileşenleri bir araya gelerek bir çözüm üretmeyi gündeme aldık ve eylem politikası oluşturmaya başladık. İlk olarak bir basın açıklaması yapmaya karar verdik. Yine sistemin bize dayattığı yasaklarla karşı karşıya geldik. Pandemi ve sokağa çıkma yasakları bahane edildi. Sesimizi sosyal medyadan duyurmaya karar verdik. Madem bize sokakları yasakladınız, alanlara çıkamıyoruz, sosyal medyaya çıkalım. ALÇEP sayfasını oluşturduk, YouTube’da sayfalar oluşturduk, ailelerimizle beraber küçük videolar çektik. Halkı bilinçlendirmeye çalıştık. El broşürleri bastırdık, pazar yerlerinde bütün halka dağıttık. Her caddeye, her sokağa o broşürleri dağıtarak bir farkındalık yarattık. İnsanlarla bir araya geldik, küçük küçük toplantılar yaptık. Böylelikle bir kamuoyu oluşturduk gerçekten. 

 

“Kirlilik artık korkunç bir boyuta ulaştı. Herkesin bu dayanışmaya katılması lazım.”

 

Peki, ilerisi için ne istiyorsunuz Aliağa’da?

Özgül Çağlar: Aliağa’da bir hava ölçüm istasyonu kurulsun istiyoruz. Böylelikle, havamızın ne kadar kirli olduğunu öğrenmek istiyoruz. Hava ölçüm sonuçlarının halkla paylaşılmasını istiyoruz. ASUD, “Gemi sökümde AB standartlarına uyduğunuzu söylüyorsunuz, o zaman burayı ASUD’un denetimine açın” diyor. Biz ne kadar asbest soluduğumuzu öğrenmek istiyoruz. Kimse doğamıza, denizimize, havamıza müdahale etmesin istiyoruz. O gemiler Türk kara sularına girmesin, Aliağa’ya gelmesin.

Uluslararası anlaşmalara uyulsun. Örneğin, tehlikeli atık ihracatını yasaklayan Basel Sözleşmesi’ne uyulsun. İzmir Protokolü’ne uyulsun. İnsanın yaşam hakkı kutsaldır, diyen Rio Sözleşmesi’ne uyulsun. Kendi Anayasa’mıza uyulsun istiyoruz. Değerli olduğumuzu hissetmek istiyoruz. Aliağa bizim, hepimizin. Buradan hiçbir yere gitmeye niyetimiz yok. Çocuklarımızla, gelecek nesillerimizle burada yaşayacağız. O yüzden de herkes sesimize ses olsun, bize destek olsun istiyoruz. 

Gül Ekici: Buranın halkının tüm bunlara katlanmak zorunda olduğu düşünülüyor, ama hayır. Değiliz. Bu bizim kaderimiz olamaz. Biz bunu hep beraber mücadele ederek değiştirebiliriz, çünkü burada yaşamak istiyoruz. Buranın dokusu bozulduğu zaman İzmir’in de dokusu bozulacak, Ege Bölgesi’nin de dokusu bozulacak. Bu kirlilik Türkiye’ye, hatta Yunanistan’a bile etki edecek. 

Asbestli gemi buraya gelmese bile sorun bitmiyor. Buradaki gemi sökümleri için farklı bir yöntem bulunması lazım. 24 saat durmaksızın çalışan iki tane rafineri var. Foça yolu üzerinde bir sürü fabrika var, cüruf alanları dolmuş durumda. Yeni yeni cüruf alanları buluyorlar; yetmiyor, cüruflarını asfalt diye yollara döşüyorlar. Kirlilik artık korkunç bir boyuta ulaştı. Biz burada şans eseri yaşıyoruz. Mutlaka kanserle karşılaşacağız, burada yaşayan herkes bununla karşı karşıya kalacak. Akciğerleriyle ilgili problem yaşayacak. Herkesin bu dayanışmaya katılması lazım. Sizin aracılığınızla buradan çağrı yapıyoruz. 

Ayfer Yıldırım: Her yerden sesleniyoruz. ALÇEP’in bu haklı mücadelesini gittiği yere kadar götürmek istiyoruz. CİMER’e verilen ortak metine alınamayan cevaplarla ilgili change.org’daki imza kampanyamıza destek verin, bu konuda bizim sesimize ses olun istiyoruz. Meclise milletvekillerinin çevre kirliliğiyle ilgili verdiği önergeler var. Özellikle İzmir milletvekilleri bu yönde çok çaba sarfediyor. Verdikleri soru önergelerine sağlıklı cevap alamıyorlar. Hükümet her konuda olduğu gibi bu konuda da şeffaf değil. Ölümümüzü izliyorlar. Dayatılmış çaresizliğimizle baş başayız. Destek istiyoruz. Yardım istiyoruz. Sosyal medya hesaplarından lütfen ALÇEP’i takip edin ve destek olun.

 

https://twitter.com/alcepcevre

https://www.facebook.com/Al%C3%A7ep-Alia%C4%9Fa-%C3%87EVRE-Platformu-515126271941538/

İmza kampanyası: https://www.change.org/p/aliağa-da-hava-kirliliği-verilerini-bilmek-hakkımı1z-csbgovtr