Towards a Just Transition: Walking Practices and Legal Possibilities raporu yayınlandı!
Mekanda Adalet Derneği olarak Erasmus Üniversitesi işbirliğiyle yürümeyi bir araştırma ve öğrenme yöntemi olarak ele aldığımız yeni raporumuz yayımlandı. İngilizce kaleme alınan, MAD adına Hüseyincan Eryılmaz ve Yağız Eren Abanus’un katkı verdiği bu yayın; Türkiye ve Hollanda’daki araştırma deneyimlerini yan yana koyarak, adil dönüşüm çalışmalarında yürümeyi bir yöntem olarak nasıl kullanabileceğimizi tartışırken, bilgiye nasıl ulaştığımızı-ulaşamadığımızı, kimin bilgisinin duyulduğunu, kimin sesinin kenarda kaldığı ve tüm bunların adaletle nasıl iç içe geçtiğini de ele alıyor.
Bir metot olarak yürümek, Mekanda Adalet Derneği’nin kuruluşundan bu yana faaliyetlerin temel bir bileşeni. Dernek olarak mekansal ilişkileri anlamak, kentsel ve kırsal alanlardaki adalet mücadelelerinin belleğini yakalayabilmek, ya da mekansal kararlara katılabilmek amacıyla yola çıkıyoruz. Kentin içinde, kıyısında, bir dere yatağında, bir bostanda, köy meydanında temas ederek, dinleyerek yürüyoruz.
Yürüyüşlerde farklı alan ve hayat deneyimlerinden insanlar olarak yan yana geliyoruz. Araştırmacılar, öğrenciler, meslek insanları, sivil toplum temsilcileri, sanatçılar, yurttaşlar… Bir mekanın bilgisi oranın sakinlerinin hikayeleriyle, anlatılarıyla; canlı-cansız bütün unsurlarla girilen etkileşim sonucu ortaya çıkıyor. Havanın soğukluğu, rastlantı eseri bir sohbet, karşılaşılan bir bitki, alınan bir koku yeni bağlantılara kapı aralarken, bildiklerimize farklı anlamlar kazandırabiliyor.
Yer yer araştırmanın odağını ve ölçeğini ihtiyaçlara göre değiştirmek gerekiyor. Mega projelerin, altyapı ve enerji yatırımlarının etkilerini bütünlüklü bir şekilde anlayabilmek için bir adım geri atıp, uzaktan bakıyoruz. Haritalara, resmi belgelere, sivil toplum raporlarına, yasa ve mevzuatlara yöneliyoruz. Ya da aksine yaklaşıp kişilerin hikayelerine, bir mahallenin sesine, bir topluluğun ihtiyaçlarına odaklanıyoruz. Bu iki ölçeğin birlikte kullanımı toplumsal ve mekansal ilişkileri karmaşıklığı içerisinde anlamlandırmaya katkı sunuyor. Şimdiye kadarki yürüyüşlerimiz; #BizimMahalle, DereTepe Havza Çalışmaları, Politik Ekoloji Yaz Okulu, Termal Yürüyüş benzer bir deneyime çıktı. Yürümek diğer araştırma yöntemleriyle birlikte kullanıldığında mekanların ve insanların hikayelerinin anlatılmasının ve yaygınlaştırılmasının bir yolu haline geliyor, birlikte bilgi üretmeye imkan aralıyor.
Yürüyüş pratiğimizin en güncel örneği 2025 Haziran’ında gerçekleştirdiğimiz, yurttaş biliminin merkezde olduğu Termal Yürüyüş oldu. “Sivil Katılım Hibe Programı” kapsamında, AB’nin desteği ve Maltepe Belediyesi işbirliğiyle düzenlediğimiz bu yürüyüşte, kentin aşırı sıcaklarla nasıl başa çıktığını yurttaş araştırmacılarla birlikte deneyimledik. Termal kameralar, çalışma kapsamında yurttaşların ürettiği sensörler, GPS, WhatsApp grupları ve akıllı telefonlar gibi görece kolay erişilebilir araştırma araçları ile veri topladık. Sıcağın hangi mekanlarda nasıl yoğunlaştığını, nerelerde dağıldığını, kimlerin zorluk çektiğini ya da rahat bir nefes aldığını birlikte tespit etmeye, kaydetmeye çalıştık. Bu bilgiler hem biz yurttaş araştırmacıların kavrayışını güçlendirdi hem de sıcak dalgalarına karşı hazırlıklarını, politikalarını güçlendirmesi için bir kaynak olarak belediye ile paylaşıldı.
Aynı dönemlerde Erasmus Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Siobhán Airey ve Daniela Garcia-Caro Briceno ile tanıştık. Adil Geçiş ekseninde yürüttüğümüz çalışmalar ve yürüyüş deneyimlerimiz bize ortak bir tartışma zemini yarattı. Akademi ve sivil toplum arasında nasıl ilişkiler kurulabileceğini, bilgi üretiminde dikkat etmemiz gereken değerleri konuştuk. Siobhan ve Daniela’nın İstanbul’a gelmesi, Termal Yürüyüş’e katılmaları tartışmalarımızı ortak bir düşünme ve üretme sürecine dönüştürdü. Yürüyüşte yaptığımız sohbetler, dinlediğimiz hikayeler, ortaklaşan ve farklılaşan deneyimlerimiz ortak bir yayına dönüştü. Benzer başka çalışma ve ortaklıklara vesile olması dileğiyle!

